O kırmızı dar elbiseyi sıyrıp attığında, içinden taşan o cehennemden farksız arzuyu saklayamazdı. Madrid’in karanlık sokaklarında buldukları o terkedilmiş garaj, sıcak nefeslerin ve terbiyesiz iltifatların yankılandığı bir arenaya dönüştü aniden. Yarak cebine sığmayan bu folloş kadının gözlerinde yanan ateş, onun amcığını nasıl sömüreceği konusunda hiç şüphe bırakmıyordu. Adamın elleri, titreyen boynunu kavrayıp onu yere doğru çektiğinde, bulaşmış terle karışan tenin kokusu burnunu delip geçiyordu.
İlk dokunuştan itibaren sertti, acımasızdı; her çırpıda kadın biraz daha eriyordu adeta. Yumuşacık dilini amcığın içine dalgalandırdığı anda, kadının boğazından kaçamayan iniltiler yükselmeye başladı. O arada adamın parmakları kadının küçük sarkık memelerini avuçlayıp sıkıyor, yumruk büyüklüğünde toplarını sıkarak onu delirtiyordu. Elbette amcığını prova etmeyi de ihmal etmiyordu; ağzına alışıyla birlikte kadının nefesi hızlandı, elleri kenara yaslanıp kendini kabul ediyormuşçasına bacaklarını açtı.
Sonra gerçek kökleme başladı; adamın iri ve kalın yarak kökü ilk defa daracık amcığın içine girmeye çalışırken, kadın kendini kaybetti. Sanki parçalara ayrılıyordu ama bu yıkımın tadı güzeldi. Korkunç bir sertlikle içe gömülen goril gibi damarı kabarmış yarak, her inleyişte kadının arasını eziyor; aynı zamanda özgürlük ve esaret arasında acayip bir sınır çiziyordu. Kadın kendini tamamen teslim etmişti artık; ne tereddüt ne acı kalmıştı geride. Gözlerinden yaşlar süzülüyor ama yüzünde hazzın en korkunç hali vardı.
İlerleyen dakikalarda adam daha da sapıtıyor; köklüyor, çılgınca dayıyor, yer yer durup kadının iniltisini duvarlara çarpıyordu. Kadın ise her seferinde daha fazla ısrar ediyor, daha derin bağırıyordu bu kirli oyunda kendi kontrolünü kaybederek ama bunun zevkten olduğunu bilerek… Nihayet zirveye yakın bir yerde adam tüm gücüyle son bir kere amcığına hükmettiğinde kadın yüksek sesle patladı; bedeninden ağır soluklar çıkarken amcığı içinde dolu dolu sıçtı adamın. İkisi de yorgun ama tatmin olmuştu; geceyi kirletmişlerdi tek başlarına ama en hakiki şekilde…